Anayasa Uzlaşması

03 Aralık 2016, 12:21
Anayasa Uzlaşması
Mehmet Ali Çavuş

Sayın Devlet Bahçeli’nin destek veren tutumuyla, başkanlık sistemi tartışmaları kamuoyunun gündemine oturmuştur. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile ilgili AK Parti önerisinin MHP’ye ulaşmasıyla her iki partinin yetkili kişilerince ayrıntıları müzakere edilen metin, liderlerin mutabakatı sonucu parlamentoda imzaya açılmıştır. Öyle görünüyor ki, sistemin adının ‘Başkanlık’ değil ‘Cumhurbaşkanlığı’ olacaktır. Konu her ne kadar adına cumhurbaşkanlığı denilse de, yıllardır sürgit tartışılan hükümetler sisteminde ‘Başkanlığın’ tercih edildiği açıktır.

Türkiye’de, Özal, Demirel, Erbakan ve Türkeş gibi birçok lider tarafından parlamenter sistem eleştirilmiş ve başkanlık sistemine geçiş savunulmuştur. Demokrat Parti, Adalet Partisi iktidarlarının güçlü olduğu, Anavatan Partisinin Özal dönemi ve Ak Parti dönemleri dışında kalan yıllarda, koalisyon hükümetleri döneminde Türkiye, ağır ekonomik ve siyasi bedeller ödemiştir. Toplam 93 yılda Cumhuriyet hükümetlerin ortalama ömürleri 1,4 yıl civarındadır. Bu durum, Parlamenter sistemin istikrarsızlığın kaynağı olduğunu göstermektedir.

İkinci olarak, parlamenter sistemde kuvvetler ayrılığı ilkesi tam ve kâmil anlamda sağlanamamıştır. Türkiye’deki uygulama, yürütmenin parlamentoyu etki altına alması, yasama faaliyetlerini yönlendirmesi şeklinde gerçekleşmiştir.

Genelde yargı, özelde Anayasa Yargısı, hükümetler ve siyasi partiler üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanmış; parti kapatma kararları verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kendi anayasal sınırlarını ihlal etmiş, TBMM’nin anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından denetleyebileceği anayasanın açık ve kesin kuralı (md.148/1) olduğu halde, başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi yetkisini aşarak iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi, yerindelik denetimi yapamayacağı, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak şekilde hüküm tesis edemeyeceği halde (md.153/2), TBMM’nin yetkilerini gasp eden kararlara imza atmıştır. İdari yargı ve Danıştay da gerek Anayasa gerekse İYUK hükümleri uyarınca yerindelik denetimi yapamayacağı, hukuka uygunluk denetimi ile yetkileri sınırlı olmasına rağmen, yürütmenin ve idarenin önünde adeta bir ayak bağı olmuştur. Yargı, jüristokratik bir yapıya bürünmüş, yetkilerini ve sınırlarını aşarak kuvvetler ayrılığı kuralını ihlal etmiştir.

Sonuç olarak parlamenter sistem, Türkiye’de kuvvetler ayrılığını, erklerin bağımsızlığını tam olarak tesis edememiştir.

Başkanlık sisteminin en belirgin özelliklerini; yürütme erkinin Cumhurbaşkanı veya Başkana ait olması, başkanın kendisine ve seçmene karşı sorumlu olması, bakanları bizzat ataması, parlamentonun hükümeti bakanlar kurulunu fesih yetkisinin olmaması, parlamentonun yasama yetkisini güçlü şekilde kullanması, üst düzey bürokrat atamalarıyla bütçe vb. bazı önemli konularda veto yetkisinin olması şeklinde sayabiliriz.

Cumhurbaşkanı, cumhurun-halkın-milletin başkanı anlamına geldiğine göre, ‘devlet başkanı’ yahut ‘başkan’ isimlendirmesine göre daha kapsamlı ve anlamlıdır. Ak Parti’nin MHP’ye sunduğu taslakta belli olan ‘Başkanlık’ yerine ‘Cumhurbaşkanlığı’ tabirinin kullanıldığı hususudur.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi bir denge meselesidir. Yoksa bir erkin diğerini baskı altına alması değildir. Bu erkler arasında yetki ve sorumluluk alanları iyi tanımlanmamış olursa, her erk kendine tanınmış olan yetkileri aşıp diğerininkine müdahale ederse bunun adı artık Kuvvetler ayrılığı ilkesi olmaz. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin garantisi Başkanlık sistemidir. Çünkü bu günkü parlamenter sistemde Yasama erki, yani Meclis, tamamen yürütmenin kontrol ve baskısı altındadır. Üstelik milletvekilleri kendilerini oy veren halktan çok parti liderine karşı sorumlu hissetmektedir.

Anayasa tartışmalarının sürükleneceği en kötü konum sadece Başkanlık sistemine odaklanılarak tartışılmasıdır. Yeni anayasada en kritik konu Kuvvetler ayrılığı ilkesinin nasıl düzenleneceği konusudur. Erkler arası ilişkilerin düzenlenmesi, birinin ötekine tahakküm etmesinin engellenmesidir. İkinci konu da denge- denetleme meselesidir. Bunun için çok net sınırları çizilmiş denetleme mekanizmaları kurulmalıdır.

Anayasanın değiştirilmesine kökten karşı olmak kadar bu ülkeye verilebilecek bir zarar yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi ‘istemezük’çülüğü bırakıp, alternatif tekliflerini bir an önce ortaya koymalıdır. Aksi taktirde, halı altlarından kayıyor. AK Parti ve MHP tabanı, Adı “Cumhurbaşkanlığı” da olsa, Başbakanın olmadığı bir anayasa değişikliğinin gerekliliğine inanıyorlar. Açıktır ki varılan AK Parti ve MHP uzlaşması, mecliste 330 oyu geçerek referanduma gidecektir. Referandumun sonucunu ise tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Ana Muhalefet Partisi CHP’nin bu aşamada yapacağı katılımcı muhalefet memlekete yapılacak en büyük hizmettir. Aksi takdirde rüzgara karşı tükürenin durumuna düşmeleri kaçınılmazdır.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner13
    banner14
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    • Darbe Girişimi
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv