İnternet Yayıncıları Kendi Meselelerine İlgisiz Mi?

Geçen Perşembe TBMM AB Uyum Komisyonu çok önemli bir yasa tasarısını görüştü. ‘Basın Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı’nın önemi de fakto bir durum olarak yaşanan internet gazeteciliği ve yayıncılığını düzenlemesidir. Biz Haber35 olarak bu toplantıyı baştan sona izledik.

25 Nisan 2014 Cuma 16:35
İnternet Yayıncıları Kendi Meselelerine İlgisiz Mi?
 Hayatımızın her anına, alanına giren internet yayıncılığı, fayda ve kolaylıkları yanında kimi mahzurları da beraberinde getirdi.

 İnternet toplumun örgütlenmesinden, üretimine, eğitimden haberleşmeye kadar çok amaçlı, çok çeşitli kullanımıyla dünyayı değiştirdi. İnternet yayıncılığının tartışmaya açtığı en önemli alanın başında basın ve yayım sektörü geliyor.

Bu iki olgu karşılıklı olarak birbirlerini nasıl etkiliyorlar bu ayrı bir konu ama artık bilgisayar ve internet olanakları kullanılmaksızın klasik usulle yayıncılık mesela gazetecilik de yapılamaz olmuştur.

Sadece ‘internet gazeteciliği’ realitesi bile basın yayın alanını ve işleyişini yeniden düzenlemeyi zorunlu kılıyor. 5953 sayılı basın kanunu internet yayıncılığı için de işletilebilir mi? Başka bir ifadeyle iki farklı paylaşım tarzı ve kanalına bakışımız aynı mantıkla mı olmalı? Birini diğeri gibi mi anlamalı; meselâ ‘gazeteci’ veya ‘yayıncı’ tanımı internet siteleri için de geçerli mi? Bu sitelerde çalışanlar gazeteci, yayıncı gibi tanımlar içinde mi hak ve sorumluluklara sahip olmalı? İnternet gazeteciliği önceki yasalara yani, 5953, 5187 ve 5651 sayılı yasalara mı bağlı olmalı? Bu yasalar mevcut gelişmelerin doğurduğu ihtiyaçları karşılıyor, sorunları çözüyor mu?

İşte bütün bu ve benzeri sorular bilgi ve iletişim çağının önümüze getirip yığdığı sorunlardır.

Bugün, gelişmelerin yasal düzenlemenin önünde gittiğini söyleyebiliriz. Bu aslında hep böyle olmuştur. Belki olması gereken de budur. AB Uyum komisyonunda tartışmaları izlerken doğrusu içimizden, “Her konuda olduğumuz gibi bu konuda da dünyanın gerisinde kaldık” diye geçirdik. Yanılmışız. Uzmanların verdiği bilgilere bakılırsa, Türkiye’nin bu konuda dünyada ilk düzenleme yapan ülkelerden biri olduğunu bile söyleyebiliriz. Gazeteciliğin sektör olarak yayına ilk başladığı ülke olan Fransa, daha 1881 yılında çıkan bir basın yayın yasasıyla işi götürüyor. Yunanistan’da bizdeki muhtemel muadildi TİB olan bir Bilgi İletişim Genel Müdürlüğü tam yetkili. İtalya’da durum hemen hemen Yunanistan’la aynı. Slovakya neredeyse internet yayıncılığını tanımıyor. Yani sizin anlayacağınız bu konuda yasal düzenleme yapmış ülke yok denecek kadar az. Doğallıkla doğrudan bu konuyu içerecek tarzda bir AB kriteri bulunmuyor. Sorun alanları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları İçtihatları ve AB Temel Haklar Şartı gibi üç ana metne göre çözülmeye çalışılıyor. Bu metinler Kopenhag kriterlerini genişletecek tarzda düşünce, basın-yayın ve haber alma özgürlüğünü vazgeçilmez haklar olarak öne çıkarıyor. 

Belki de asıl sorun burada başlıyor. Siz geniş teknolojik imkânların desteğiyle hak ve özgürlükler alanını açarken, uygulamada kimi haksızlık ve mağduriyetlerin yaşanmasına da fırsat vermiş oluyorsunuz. Üstelik belli yasal düzenleme ve yaptırım olmadığından, görev, sorumluluk, yayın ilkeleri ve şartları, cezai müeyyideler veya yaptırımlar kavram olarak bile tanımlanmamış olduğundan kimi telafisi zor sıkıntılar yaşanıyor. Sorunun, içinde nasıl toplumsal siyasal sıkıntılara yol açtığı, yakın geçmişte global ölçekte görüldü. Bu durumda haklar ve özgürlükler sorunu tekrar ele alınmak zorundaydı. Bu ise özgürlük ve güvenlik dengesini kurmayı kaçınılmaz kıldı. İşte getirilen yeni düzenlemelerle bütün bu hususlara yasal çözümler, tanımlar getiriliyor.

Eğer bu düzenleme Meclis’ten geçerse, Türkiye dünyada öncü bir rol de üstlenmiş gibi olacak.

Bu yasaya ihtiyaç var mıydı? Hiç tartışmasız ‘evet vardı’ diye cevap veriyoruz. Nice zamandır internet yayıncılığı yapan kimi kişi ve şirketler bu konuda bir düzenlemenin olması gerektiğini bir zorunluluk olarak ifade ediyorlardı. Diğer yayıncı ve gazetecilere sağlanan imkânların internet yayıncılığı ve yayıncıları için de sağlanması gerektiği söylendi. O haklar ve avantajlardan faydalanmak beraberinde ne gibi sorumluluklar getirecekti, ya da getirmeli miydi? İşte bu sorular bu yasal düzenlemelerde hep karşılığını buluyor. Veya şimdilik buluyor diyelim.

Ancak biz bir şey gözledik. Ve üzüldük!

Acaba bu yasa hakkında İnternet Gazetecilerinin görüşleri neydi? Onlar bu konuda, yani kendilerini doğrudan ilgilendiren bir konuda neler düşünüyorlar, hükümetten, meclisten ne bekliyorlardı? Komisyon toplantısında bir tek evet yanlış duymadınız bir tek internet gazetecisi yoktu. Başkan Mehmet Tekelioğlu İnternet yayıncıları derneklerini çağırdıklarını, ancak çağırdıkları arasından kimsenin gelmediğini ifade etti. Bu da realitenin başka bir tarafı. Hem isteriz, hem eleştiririz, bizimle ilgili bir düzenleme olduğu zaman davete bile icabet etmeyiz? Anlaşılması zor bir durum.

 

Anahtar Kelimeler: internet yayıncılığı

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner13
    banner14
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    • Darbe Girişimi
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv