Tekelioğlu: “Terör Sorunu, Yasakçı, Anlayışsız Bir Zihniyetin Ürünüdür”

Kırıkkale Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden yaklaşık yirmi kişilik bir grup AB Uyum Komisyonuna bir ziyarette bulundu. Bilgi ve tecrübe artırmaya dönük ziyarette Başkan Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu öğrencilere AB hakkında ve bu konu üzerinden gündemdeki başka konulara da değindi.

26 Mart 2015 Perşembe 12:04
 Tekelioğlu: “Terör Sorunu, Yasakçı, Anlayışsız Bir Zihniyetin Ürünüdür”

Büyük ülkelerin büyük sorunları olduğu realitesinden yola çıkan Tekelioğlu, bununla birlikte ülkelerin sorunlarını çözdüğü ölçüde büyüdüğüne özel bir vurgu yaptı.

“Büyük ülke olma iddiasında olarak Türkiye kimi sorunlarını çözdü. Kimilerini de çözme yolunda kararlı bir irade göstermektedir. Bir şekilde bizi ilgilendiren sorunlar var ki, onlar bizim dışımızdaki sebeplere bağlı olarak gelişiyor. Biz bu sorunlardan da uzak duramayız ve onları da çözmek zorundayız. Suriye meselesi böyle bir sorundur. Ama Kürt sorunu diye bilinen mesele doğrudan bizim sorunumuzdur. Ukrayna meselesi bizim dışımızda gelişti. Kırım’ın Ruslar tarafından ilhakı bizi esaslı olarak ilgilendirmektedir.” diyen Komisyon Başkanı ve Ak Parti İzmir Milletvekili Mehmet Tekelioğlu, bu bağlam üzerinden devam eden konuşmasında, doğrudan etkisini daha yakından yaşadığımız sorunlara değindi.

“Rumların Akdeniz’de tek başlarına petrol arama faaliyetleri Kıbrıs’ta yeni bir siyasi gerilim ve durum meydana getirdi. Diyelim ki bu anlayışla enerji çıkarıldı. Bu enerjinin Avrupa’ya naklinin en verimli ve hesaplı yapılabilmesi, Türkiye’ye bir bağımlılık meydana getiriyor. Bu meseleyi makul çerçevede çözüme kavuşturmak, Kıbrıs’ta barışı hayata geçirmek için iyi bir vesile olsun diye ümit ediyoruz.” Rumların inadının çözümü engellemekte veya geciktirmekte olduğunu söyleyen Başkan Mehmet Tekelioğlu, Bir gün mutlaka realiteleri ve birlikte var olma gerçekliğini anlayacaklardır. Türkiye’nin Kıbrıs’ın su sorununu halletmek için döşediği boru hattı projesi onları zorlayacaktır. Bu denizi geçerek döşediğimiz bu hat aynı zamanda neden barış hattı olmasın? Biz iyi niyetliyiz. Buna mukabil Kıbrıs’ın güney kesimi bizim AB’ye girmemiz yönünde sorunlar çıkarmaktadır. Aslında sorunun temelinde AB’nin üyeliğe kabul prensiplerini ihlal etmesi vardır. Kıbrıs’ı komşusuyla sorununu çözmeden birliğe üye yapmak ilkelere uygun değildi. Ciddi bir problem olacağı baştan belliydi. Güney Kıbrıs’ı üye edip sonra da bizden tanımamızı istediler. Biz de tanımadığımızı deklere ettik. AB prensipleri çözüm üreten istikamette ilerlemeli, genişlemelidir. AB ilkeleri sorun üretecek tarzda işletilmemelidir. Maalesef bu yapıldı.”

AB Uyum Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu Türkiye’nin AB’nin pek çok faslını yerine getirdiğini söyledi: “Bugün için Türkiye çoğu AB üyesi ülkeden her bakımdan iyi durumdadır. Özellikle Fransa, anlaşılması zor kimi saiklerle fasılların açılmasını bloke etmektedir. Bir faslın açılabilmesi için tüm üye ülkelerin onay vermesi gerektiği için bir ülkenin olumsuz tutumu bile ilerlemeyi geciktirmektedir. Biz Türkiye olarak bu fasıllar açılsın veya açılmasın üzerimize düşen sorumluluğun gereklerini yerine getirmeye kararlıyız. Çünkü biz bunları insanımızın iyiliği için yapıyoruz. Bu konudaki gelişmeleri anlamanın en iyi yolu Resmi Gazeteye bakmaktır. Bakınız gençler orada her gün yeni bir tebligat, yeni bir yönetmelik yayınlanmaktadır ve bunların çoğu AB kriterlerini hayata geçirmeyle ilgilidir. AB kimi tereddütler yaşıyor gözükmektedir. Her faslın açılış ve kapanış kriterleri vardır. Bu kriterler, muhatap ülkeye net olarak bildirilir. Ama 23. ve 24. faslın açılışı için kriterleri bize net olarak bildiremiyorlar. Ancak biz bunların neler olabileceğini tahmin ederek, kestirerek bir program geliştiriyoruz. Bu bağlamda kimi sıkıntılarımızı aşmaya çalışıyoruz.”

Türkiye’nin bugün çözmeye çalıştığı sorunların bazılarının kaynağının kökenine inen Tekelioğlu çarpıcı bir analiz yaptı: “Türkiye’nin geçmişten gelen bazı sıkıntılarını görmezden gelemeyiz. Cumhuriyetimizin ulus- devlet olarak kurulması ve kimi yanlış uygulamalar bizi Kürt sorunu gibi kimi sorunların kucağına itti veya bu sebebe de bağlı olarak benzer sorunları kucağımızda bulduk. Yakın zamana kadar Kürtçe’den başka dil bilmeyen annesi ile telefonda o dille konuşmak durumunda kalan askere komutanı eziyet etti. Aynı durumları hapishane görüşmelerinde de yaşadık. Bunlar kabul edilir durumlar değildir. Örneklerdeki gibi temel insan hak ve özgürlüklerine karşı anlayışlar karşımıza bir terör sorunu çıkardı. Bunların inkâr edilecek bir yanı yok ve bu sorun alanlarına cesaretle gidilmedi. Bugün bu sorunları cesaretle ve içtenlikle çözüme kavuşturuyoruz. Memlekete, huzur ortamında daha iyi anlaşılan kardeşlik veya kardeşlik ortamında daha iyi yaşanan bir huzur yayılmaya başladı. İlk zamanlar dil kurslarına izin çıktı. Kürtçe yayın yapan radyo ve televizyonlar serbest bırakıldı. Ardından çok miktarda Kürtçe dil kursları açıldı. Bakın bugün bunların sayısı bir elin parmakları kadar bile değildir. Neden? Talep olmayınca piyasanın mantığı sonucu kendiliklerinden kapandı. Ben şu kadar kurs olsun veya olmasın demiyorum, demem. Arz ve talep dengesi içinde olması gerekenler olur, olmalı. Hadise kendi doğal mecrasında gerçek yerini buldu, buluyor. Demek ki, yasaklarla, yasaklamalarla bu işleri çözmek akıl işi değildir, doğru da değildir. İhtilallar, darbeler katı yasakçılığın çözüm olamayacağını gösterdi. Yasaklarla, hapislerle çözümün olmadığını gördük. 2002’de Ak Parti iktidarları ile birlikte bası temel konularda açılımlar yaptık. Terörle Mücadele kanunu bazı ihlallere yol açtı. AİHM’de insan hakları ihlalleri sebebi ile en çok dava açılan ülke Türkiye idi. Yapılan iyileştirmeler sebebi ile bugün bu sayı hızla azalmaktadır.”

Niçin AB’ye ihtiyaç olduğunu en temel soru olarak öne çıkaran Tekelioğlu, Türkiye’yi kuralsızlığın kural olduğu bir ülke olmaktan çıkarmak istediklerini ifade etti. “Sağlıktan, ulaşıma, enerjiden, eğitime, ekonomiden, bilime, demokrasiye, çarşıya pazara kadar her alanda ileri standartlara ihtiyacımız var. AB bunu düzenlemiş ve hemen her konuda, her alanda standartlar belirlemiştir. Bir medeniyet düzeyi olarak bu standartlara ulaşmaya ihtiyacımız var. Ya yapılmış, denenmiş bu kuralları alacaksın ya da kendin yeni standartlar bulacaksın. ‘Türk veya İslâm dünyası bir araya gelerek kendi birliklerini, kendi standartlarını oluştursun’ şeklindeki alternatif veya farklı görüşler elbette dikkate alınmalıdır. Alınmalıdır ama maalesef baktığımızda bu ilkelere benzer standartların oluşması veya hayata geçirilmesinde somut bir şey göremiyoruz. Bu standartlar Avrupa’da var. Biz bu standart ve kriterleri kâğıt üstünde anlamıyoruz. Hayatın zaruretleri olarak görüyoruz. Eğer AB de kendi ilkelerini kimi zaman kâğıt üzerinde anlamamış olsaydı, yakın geçmişimizde yaşadığımız Bosna, Kosova trajedileri, Almanya’da Türklere ayrımcılık sonucu yaşanan facialar olmayacaktı. Bugün sıkıntılı, sorunlu haliyle Kıbrıs meselesi olmayacaktı. Bu meseleler AB’nin başını ağrıtıyor.”

Bugün ihracatımızın % 40’ını AB ülkelerine yapıyoruz. Gümrük Birliği anlaşmasının yapıldığı yıllar ticaret aleyhimize işliyordu. Çünkü AB ile rekabet edecek sanayi üretimiz yoktu. Zaman içinde insanımız Avrupa ürünleri kalitesinde hatta onlardan da ileri mallar ürettiler. Bugün çok rahatlıkla rekabet ediyoruz. Şu halimizle bile AB’ye yük olmuyor, katkı veriyoruz. Yarın çok daha ileri bir aşamada olacağız. Avrupalı dostlarımıza “Siz Türkiye’yi sadece bugünüyle değil yarınıyla da değerlendirin” diyoruz. Bu birlik uzak ufukları gören bir yarın bilincine zaten sahip olmalıdır. Fert başına düşen milli gelirimiz on yıl içinde kat be kat arttı. 2000- 3000 dolar seviyelerinden gelerek 10 bin doları aştı. Yarın çok daha iyi olacak AB üyesi ülkelere bu gerçeği anlatıyoruz. Bizim de çalışmalarımız bu yöndedir. İleri teknoloji üretimine, Ar-Ge çalışmalarına önem ve öncelik vermek zorundayız. Bakınız Almanya yaptığı dış satımdan her bir kilogram için 4,5 euro para elde ediyor. Biz ise bir kilogram karşılığında sadece 1 Euro alıyoruz. Aradaki fark kesinlikle yüksek ve pahalı teknoloji üretiminden kaynaklanıyor. Türkiye bütçesinin % 1’ini Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyor. Bu oran iki üç katına çıkmalıdır. Bu kapsamda önce üniversiteler desteklenmelidir ve desteklenmektedir de. TÜBİTAK ve üniversitelerimiz daha çok, daha yoğun müşterek çalışmalar yapmalı, işin içine özel teşebbüs ve sanayi imkânlarımız da katılarak yeni hamleler sıçrayışlar yapılmalıdır. Değilse bu sadece mermer veya mobilya üretimiyle olmaz.”

Daha sonra öğrencilerin çoğu güncel meselelerle ilgili sorularını cevaplayarak süren program plaket takdimiyle bitti.

 

 

 

 

 

  

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner13
    banner14
    Hava Durumu
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Karikatür
    • Darbe Girişimi
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv